BEN SENİN ANNEN DEĞİLİM!..




Bugün günlerden Pazar. Mevcut durumda aktif bir işim olmasa da Pazar gününün hakkını sonuna kadar veriyorum. Televizyon karşısında uyuyakalmaktan tutun telefonumu şarja takmaya üşenmeye kadar tüm klişeleri bir bir yerine getirdim. Evin içinde yüzde 12 şarj ile sefaletimin keyfini sürüyorum. Pazar gününün nasıl bir enerjisi varsa artık işsiz bir insanı bile çalışıyormuşcasına miskinliğe sürüklüyor. Belki de sürü psikolojisidir bendeki.

SALEP #1 (HİKAYE)


Bugün Ocak ayında başladığım ve halen yazmaya devam ettiğim hikayemi bölüm bölüm sizinle paylaşmaya karar verdim. Şimdilik haftada bir kere yeni bölüm yayınlamayı düşünüyorum. Ama severseniz daha kısa sürede paylaşım yapmaya çalışırım tabii ki. Hatta inşallah çok seversiniz de daha çok paylaşım yapmak için hikayeyi daha ilginç kılmak üzere ne yapacağımı düşünmekten bir hal olurum :)

Okuduktan sonra görüşlerinizi bana bildirebilirseniz çok sevinirim. Yazı konusunda kendimi geliştirebilmem için buna gerçekten çok ihtiyacım var. Şimdiden hepinize çok çok teşekkür ediyorum.

Hikayenin şimdilik iki ana karakteri var. Nil ve Soner. Romantik bir hikaye yazma isteğiyle yola koyulmasam da ziyadesiyle aşk dolu bir hikaye çıktı ortaya. Ama ilerleyen zamanlarda nasıl sürprizlerle karşılaşacağınızı söyleyemem :). Ayrıca başta da belirttiğim gibi Ocak ayında yazmaya başladığım bir hikaye olması sebebiyle bolca soğuk ve kar içeriyor. Umarım hoşunuza gider.

GÜN-FİLM ANALİZİ


Bugün Perşembe. Bel fıtığımla mutlu mesut evimde yatıyorum. Normal şartlarda her akşam, yani fıtık olmadığım zamanlarda, tembel tembel evde otururken bugün ne izlesem diye düşünürüm. Tabi ki şimdi sevgili bel bacak ağrılarımla sürekli yatacak olmam gerçeği ile günü NELER izlesem diye düşünerek geçirdim. Ve her gün için film indirdim. Yeter mi? Asla bir kaç tane de dizi lazım.

Aslında benim için her günün bir karakteri vardır. Her günün karakterine uygun film-dizi izlemeyi severim. Yaptığım film-dizi seçimlerini günlerin enerjisine göre ayarlarım. Genellikle seçimlerim aşağıdaki gibidir.

1.PAZARTESİ günü umutsuz bir gündür. Her pazartesi karar verdiğiniz bir şeye başlar, sonra yarıda bırakırsınız. Pazartesileri hayat daha ne kadar böyle gidecek dediğiniz bir gündür. Akşam eve gidince kesinlikle bir komedi filmi patlatmak gerekir Pazartesi günleri. Ruhunuza iyi gelir, pazartesi şokunu atlatmanıza yardımcı olacaktır.

ÜRÜN İNCELEME #1: AVON EYE SHADOW PRIMER LIGHT BEIGE FAR BAZI

Kendime bir ürün almak istediğim zaman önce internetten araştırma yaparım. Kullanan olmuş mu? Memnun kalan olmuş mu? Memnun kalmayan olmuş mu? İyi yanları neler? Kötü yanları neler? Ne kadar blog, web sitesi, forum varsa hepsini incelerim. Ona göre karar veririm. Bu güne kadar bu yola başvurup ürün alıp memnun kaldığım çok oldu. Ben de dedim ki “Ben o kadar insanın tecrübesinden yararlandım. Neden insanlar benim tecrübemden yararlanmasın?” Bu sebeple kullandığım ürünler hakkında sizi bilgilendirmeye karar verdim.

Göz makyajını çok severim ve eyeliner baş makyaj ekipmanımdır. Fakat göz kapaklarım yağlıdır. Far sürdüğüm zaman hep çizgi şeklinde toplanır. Eyeliner veya göz kalemi kullandığımda ay ışığınız denizdeki yansıması gibi üst kapağıma bulaşır. Bu sıkıntımı sürekli dile getirdiğim için geçtiğimiz yıl sevgili arkadaşım Kalem önerdi bu ürünü. AVON Far Bazı (eye shadow primer).

BANA YEMİN, BANA SÖZ..


Bugün kendimi dinlemedim. Kendime verdiğim sözü tutmadım, tutmak istemedim. Çok da irademi kullanmama gerek yoktu, hissiyatlarım beni yönlendirebilirdi ama "özgür kadın" sıfat tamlamasının cazibesine yenik düştüm.

Başına ne geleceğini bilmeden ama iyi bir şeyle karşılaşmayacağını kendinden emin bir şekilde hissederken inadına aksi davranmak ne ilginç. Kime ve neye karşı koyduğumu bilmeden kendimle mücadele edişimin sebebi ne? Henüz bir gün önce kendime söz vermişken bu yaptığım kendi öz benliğime saygısızlık değilse nedir? Verdiğim sözlere karşı sorumluluk hissediyorken, söz verdiğim insana saygısızlık olmasın diye verdiğim sözü yerine getirmek için çabalıyorken kendi kendimi düşürdüğüm durum bana haksızlık değil mi? Verilen sözler karşıdaki başkası olunca mı değerli? Hayattaki en değerli varlığım benliğimse kendimi bu kadar saygısızlaştırmayı nasıl becerebilirim? En kolayı kendimi affetmek olduğu için mi bu yolu seçiyorum? Ama ruhum ve bedenim iki ayrı kavramken onları nasıl bir tutabilirim ki? Anlayacağınız kafamda deli sorular. Aslında çok da travmatik olmayan bu olay (merak uyandırdığımın farkındayım ama detaya girmeden kendimi genel olarak sorgulamanın daha doğru olduğu kanısındayım) beni derinden etkiledi. Belki 30 yaş aydınlanmasıdır, bilemiyorum.

ZAMANDA YOLCULUK: M.S. 1. YÜZYIL


Öncelikle yeni yazı dizime hoş geldiniz demek istiyorum. Ben çok meraklıyımdır. Aklıma durup dururken saçma sapan bir kelime gelir ve onunla ilgili araştırma yaparım. Çok severim araştırmayı. Kimi gereksiz bilgiler içerir, kimi yararlı. Yine de hiç durmadan sorarım, araştırırım. Bu yazı dizisinde sizlere Dünya’da ve Anadolu’daki önemli olayları Yüzyıl bazında araştırıp anlatmayı planlıyorum. Bakalım neler çıkacak hep birlikte göreceğiz.

BU KAFA NEYİN KAFASI?

evet bu utanmış halim

Geçtiğimiz bir haftadır, şiddetli bel ağrısı ve buna bağlı bacak ağrısı çekiyordum. Ne yazık ki halen devam etmektedir.  Ağrım o kadar şiddetliydi ki unutabilmek için iş yerinde kafamı meşgul edecek iş dışında ufak aralar veriyordum. Bu arada acil olan bir projemi nihayet bitirmiş ve 250 sayfalık yazdığım raporu baştan sona kontrol ediyordum.

Verdiğim aralardan birinde blogumun Günün Sözü kısmında “bugün ne yazsam” diye düşünmüştüm Cuma günü. Aradım taradım ruh halime göre bir söz bulmaya çalıştım. O sırada Ömer Hayyam’ın

ROMAYI BİR DE BİZ YAKALIM DEDİK #3



Madem İtalya’ya kadar geldik, o zaman süslenir püslenir öyle atarım kendimi arkadaş! Dedim ve başladım saçlarımı yapmaya, ama bir yandan da açlıktan ölüyoruz. Sağ olsun Joseph bize mutfağı ve içindeki küçük harika kekleri gösterdi de, azıcık kendimize geldik. Saçlar maşalandı, ciciler giyildi, makyajlar yapıldı. Hadi bakalım Roma’yı keşfetme zamanı…

Önce bir aç karnımızı doyuralım dedik. Dön dolaş etrafı, heyecandan nereye oturacağına karar vereme. Bir saat kadar oteli merkez alırsak 500 m’lik yarıçap ile otel etrafını tavaf ettikten sonra, sonunda bir pizzacıya girdik. Belki dokuz ya da on çeşit dikdörtgen pizzalar, kuru mantarlısı, yaş mantarlısı, peynirliler, ançüezliler… Girdiğimiz pizzacı fast food tarzında olup, dilimlerinizi istediğiniz büyüklükte kesip, kilo ile satıyorlardı. Hemen patlattık kocaman birer dilim. Yaklaşık 200 gramlık dilim almıştım (2,50€).  Ohhhh, midemiz bayram etti. Eh madem tokuz artık tura devam etme vaktidir.

BİZ KİM MİYİZ?

Şimdilik iki kişiyiz. Hakkımızda bilmeniz gereken en önemli şey çok farklı iki karakter olduğumuzdur. Bir Terazi ile bir İkizler... 

Farklı giyim tarzları, farklı seçimler, farklı meslekler, faklı ilgi alanları. Ama biz ortak bir noktada buluştuk. İkimiz de Bugünü dolu dolu yaşamayı seven insanlarız. Biz herkesin Bugün... ile başlayan sorularına cevap olmak istedik. Çünkü Bugün Bir Hediye! 

Ne giymek isterseniz, ne yapmak isterseniz, ne okumak, ne izlemek, nereye gitmek isterseniz,ya da aklınıza ne gelirse... Başvuracağınız ilk kaynak olmak isteriz. Çok bildiğimizden mi? Hayır tabi ki! Amacımız öğüt vermek asla değil. Amacımız sizin de Bugünü dolu dolu geçirmeniz için fikir vermek. 

Kendi deneyimlerimizi, öğrendiklerimizi araştırdıklarımızı, gördüklerimizi ve yaşadıklarımızı, belki biraz da hayal gücümüzü sizinle paylaşmak istedik. Yardımcı olabilirsek ne mutlu bize! 

Keyif almanız dileğimizle...

Dayday ve Kalem

YÜZÜN ÇOK GÜZEL..

Bugün tatilin ilk günü. Geçen sene tatil yapamadığımdan olsa gerek, aman ne hazırlandım ne heveslendim. Gözde ve hareketli tatil mekanlarından ziyade deniz, kum, güneş ve doğa dörtlemesine kitaplarımı da ekleyerek deyim yerindeyse "kafa dinlemelik" bir tatil yapma planındayım. Tabii ki gece gezmeleri de olacak ama tatili gece hayatından ibaret hale getirmek istemiyorum. Zaten son 6 haftadır yoğun ve katı bir şekilde yaptığım diyet ve spor sebebiyle alkol ve karbonhidratın her türlüsünün (meyve dahil. Maalesef meyvelere de karpuz dahil.) tadını unuttuğum için ıpta dıpta eğlenceler pek bana göre değil. Her ne kadar Dayday hiç farketmese de belimden 14 cm, bacaklardan 7'şer cm, kalçadan 7 cm gözle görülür, elle tutulur incelmelerim oldu. Soracak olursanız sporu hiç istemeyerek ve zorla yapıyorum ama diyet kısmına çok alıştım. Artık canım hiçbir şey çekmiyor. 5 yıldızlı ultra her şey dahil konseptli otelde ızgara et, salata, az yağlı sebze ve yoğurt menümle ilk akşamımı mutlu mesut geçirdim. İradeden de olabilir, spor uğruna harcadığım emek, zaman ve paraya kıyamadığım için de olabilir bu istikrar. Tabii karşılığını aynada gördüğünüzde fazlasıyla alıyorsunuz. En güzeli de bu.